Ortak nokta: greft alma yöntemi aynı
Üç yöntemde de greftler donör bölgeden mikro punchlarla tek tek alınır. Yani “FUE mi DHI mi” sorusu aslında greft alma değil, yerleştirme sorusudur.
Pazarlama dili bu üçünü ayrı teknolojilermiş gibi sunar. Klinik olarak fark, kanal açma ve yerleştirme aşamasındadır.
Üçünün ayrıldığı yer
- Klasik FUE: kanallar önce açılır (çelik uç), greftler sonra forsepsle yerleştirilir. En esnek yöntemdir, geniş alanlarda hız avantajı vardır.
- Safir FUE: kanal açma işlemi safir uçla yapılır. Daha ince ve düzgün kesi, daha az ödem ve daha sık yerleşim imkânı sağlayabilir.
- DHI: kanal açma ve yerleştirme tek adımda, Choi kalemiyle yapılır. Greftin dışarıda kaldığı süre kısalır; tıraşsız uygulamalarda ve sık yerleşimde avantajlıdır.
Hangi durumda hangisi?
Geniş alan ve yüksek greft sayısı gerekiyorsa klasik veya Safir FUE genellikle daha pratiktir. Ön saç çizgisi tasarımında, mevcut saçların arasına ekim yapılacaksa ya da tıraşsız gidilecekse DHI öne çıkar.
Yöntem seçimi donör yapınıza, hedef alana ve programınıza göre yapılır. Tek bir yöntemin her hastaya üstün olduğu iddiası klinik değil, ticari bir iddiadır.
Asıl belirleyici olan ne?
Sonucun doğallığını belirleyen asıl faktör yöntem değil, kanalların açısı, yönü ve sıklığıdır. Saç derinin dışına ortalama 40–45 derecelik açıyla çıkar ve bölgeye göre yönü değişir.
Bu açı ve yön yanlış kurulduğunda, hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın sonuç “ekilmiş” görünür.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin, tanısının veya tedavisinin yerine geçmez. Şikâyetiniz varsa ilgili branşa başvurmanız gerekir.